T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ANKARA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Turizm Aktiviteleri




At Biniciliği

Kızılcahamam-Karacaören köyü ile Karaşar- Eğriova ve Çamlıdere-Benli yaylaları atlı doğa yürüyüşü için potansiyel oluşturmaktadır.

Bitki İnceleme

İklim koşulları ve arazi yapısı Ankara çevresinde iki ayrı bitki topluluğunun gelişmesine olanak sağlamıştır. Az yağış alan çukur alanlarda ve platolar üzerinde bozkır bitki örtüsü yaygındır.
Genelde dikenli çalılar, otlar, akarsu boylarında sıralar halinde iğde, sögüt ve kavak ağaçları bozkır bitki örtüsü içerisinde yer alır. Çoğu küçük boylu olan ve kümeler halinde toplanan bozkır bitkilerinin başlıca türlerini; kısa boylu çayırlıklar, ayrıkotu, keven, sorguçotu, üzerlik otu, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü çayır, hardalotu, yemlik otu, yılgınotu, yavşanotu, gelincik, papatya, hatmi, kekik, sütlegen, ballıbaba, yabani gül, bögürtlen vb. oluşturur. Beynam Ormanı gibi step ortasında adacıklar halinde görülen kurakçıl ormanlarda hâkim ağaç türü karaçam, ardıç ve yer yer meşedir. Platolar üzerinde yükselen çeşitli dağlar ile Kızılcahamam yakınlarından başlamak üzere sıklaşmaya ve gürleşmeye başlayan orman örtüsünde iğne yapraklı ağaçlar yaygın türü oluştururlar. Bitki zenginliğine ev sahipliği yapan Ankara’da yaklaşık 960 farklı bitki türü doğal ortamda yetişir ve bunların yaklaşık 175 türü, Ankara çiğdemi, tükrük otu, peygamber çiçeği gibi
bölgeye özgü bitkilerdir. Tür sayısı bakımından en zengin başlıca familyalar; papatyagiller, baklagiller, buğdaygiller, turpgiller, ballıbabagiller familyalarıdır. İklim koşulları ve arazi yapısı Ankara çevresinde iki ayrı bitki topluluğunun gelişmesine olanak sağlamıştır. Az yağış alan çukur alanlarda ve platolar üzerinde bozkır bitki örtüsü yaygındır. Genelde dikenli çalılar, otlar, akarsu boylarında sıralar halinde iğde, sögüt ve kavak ağaçları bozkır bitki örtüsü içerisinde yer alır. Çoğu küçük boylu olan ve kümeler halinde toplanan bozkır bitkilerinin başlıca türlerini; kısa boylu çayırlıklar, ayrıkotu, keven, sorguçotu, üzerlik otu, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü çayır, hardalotu, yemlik otu, yılgınotu, yavşanotu, gelincik, papatya, hatmi, kekik, sütlegen, ballıbaba, yabani gül, bögürtlen vb. oluşturur. Beynam Ormanı gibi step ortasında adacıklar halinde görülen kurakçıl ormanlarda hâkim ağaç türü karaçam, ardıç ve yer yer meşedir. Platolar üzerinde yükselen çeşitli dağlar ile Kızılcahamam yakınlarından başlamak üzere sıklaşmaya ve gürleşmeye başlayan orman örtüsünde iğne yapraklı ağaçlar yaygın türü oluştururlar.
Bitki zenginliğine ev sahipliği yapan Ankara’da yaklaşık 960 farklı bitki türü doğal ortamda yetişir ve bunların yaklaşık 175 türü, Ankara çiğdemi, tükrük otu, peygamber çiçeği gibi bölgeye özgü bitkilerdir. Tür sayısı bakımından en zengin başlıca familyalar; papatyagiller, baklagiller, buğdaygiller, turpgiller, ballıbabagiller familyalarıdır.

 Dağ ve Doğa Yürüyüşü

 Doğa-Kültür Turizmi - Kızılcahamam -Çamlıdere Jeoparkı

 Doğa Turizmi - Soğuksu Milli Parkı

 Göl Turizmi - Kesikköprü Baraj Gölü

 Göl Turizmi - Mavi Göl ( Bayındır Barajı )

 Göl Turizmi - Kurtboğazı Barajı

 Göl Turizmi – Karagöl

 İnanç Turizmi


• Ağaç Ayak Camii
Ulucanlar Caddesi üzerinde bulunan camii, geniş bir avlu içinde yer alır. Su basmanı kısmına kadar moloz taş malzeme, onun üzerine ahşap hatıllı ve tuğla kerpiç duvarlıdır. Kitabesi olmayan camiinin 1705 tarihli olduğu tahmin edilmektedir. Camii, ahşap minberi, boyalı nakışları ile dikkati çeker. Ahşap işçiliği, geç devir üslubu gösteren desenleri ve alçı mihrap stili nedeniyle 17. y.y. sonu ile 18. y.y. başına tarihlenir. Eser
ahşap boyamalı minberi ve mihrabı ile önem kazanan geç dönem Ankara eserleri için tipik bir yapıdır.

• Ahi Elvan Camii
Samanpazarı semtindeki Ahi Mahallesi, Koyunbaba Sokağı’nda yer alan bu çok sade görünümlü camii, meyilli bir kayanın üzerine inşa edilmiştir. Duvarlarının alt kısmı taş, üst kısmı kerpiç, iç yapısı ahşaptır. Çatısı günümüzde kiremitle örtülmüştür. Yakın senelerde yapılan tamir ile içi ve dışı tuğla kaplama ile onarılmıştır. İlk yapılışı 14. y.y. sonunda olup, 15. y.y. başında yenilenmiştir.
Dört sahanlı bazilikal plana sahip camii, büyük bir olasılıkla doğu giriş cephesinde tamamen yenilenerek bir sahanlık daralma görmüştür. Yenilenmiş olan minare, camiinin kuzeybatısında duvara bitişik olarak yükselir. Kare kaidesi taş, silindirik gövdesi tuğladır ve tek şerefelidir. Dahilde ahşap düz örtü sistemi, bugün üzeri boyalı olan 12 ahşap sütun tarafından taşınır. Sütunlar düzenli aralıklarla yerleştirilmemiştir. Mermer sütun başlıkları Korint ve Dor tipi Roma dönemi devşirme malzemesidir. Camii içinde, kuzeyde yine ahşap olarak birinci sütun sırasına kadar uzanan bir alt kat ve ikinci sütun sırasına kadar uzanan bir üst kat
mahfili vardır.Sade giriş kapısı doğu cephesindedir. Kuzeyde üç mahfi lde bugün kapalı olan bir kapı daha vardır. Ahşap minber güzel bir işçilik sergiler. Minber kitabesinden camiinin 1413 yılında yenilendiği, hamisinin Elvan ey Bin Mecduddin İsa olduğu, minberi Harputlu usta Mehmet Bin Beyazit’in yaptığı anlaşılmaktadır.

• Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camii 
Samanpazarı semti Aslanhane Mahallesinde yer alan camiinin görünümü çok sadedir ve cami iyi durumda zamanımıza ulaşmıştır. Taş duvarlıdır ve bugün üzeri sivri kurşun kaplama çatıyla örtülmüştür. Caminin doğusunda bulunan türbe külliyesi duvarına gömülü antik aslan heykeli sebebiyle Aslanhane Camii olarak da anılır. 13. y.y. başında Ahi kardeşler tarafından yaptırılmış ve 1289–1290 yılları arasında tamir ettirilmiştir. Planı uzunlamasına beş sahanlı bazilikal tiptedir. Orta sahın yan sahınlardan biraz daha yüksek ve geniş tutulmuştur. Tek şerefeli minare, camiinin kuzeydoğu duvarına bitişik olup, taş kare kaideli ve silindirik tuğla gövdelidir. Minare kaidesinde Roma devri malzemesi dikkati çeker. Haremin kuzeyinde yine ahşap olan kadınlar mahfili yer alır. Camiinin biri doğuda biri batıda, diğeri de kuzeyde olmak üzere 3 girişi
vardır. Camii içi ahşap Selçuklu camilerinin 13. yüzyıldan kalan güzel bir örneğini vermektedir.

• Ahi Yakup Camii
İsmet Paşa Mahallesi Çamlıca Sokakta meyilli bir arazi üzerinde yer alır. Doğu cephesinde yer alan 11 basamaklı bir merdivenle çıkılan cami, taş temel üzerine kerpiçle yapılmış ve sıvanmış olup, kiremit çatılı sade görünüşlü bir yapıdır. 1392 yılında Ahi Sinan oğlu Ahi Çelebi’nin oğlu Ahi Yakup imar ettirmiştir. 14. y.y. Ankara camileri için tipik olan mihrabı ile dikkati çeker. Yenilenme sonucu ilk karakterini kısmen kaybetmiştir

• Alaaddin Camii
İç Hisar Mahallesinde Aktaş Sokağının başında yer alan cami, basit görünümlüdür. Duvarları çok çeşitli devşirme antik malzemenin karıştırıldığı kesme ve moloz taş ile yapılmış olup, üzeri sıvalı, kiremit çatılı bir yapıdır. Minber kitabesine göre, burada yer alan ilk camii 1178 tarihlidir. 14. ve 15. yüzyıllar ile yakın zamanlarda yapılan tamirlerde esas karakterini kaybetmiştir. Selçuklu hükümdarı Alaaddin döneminde tamir gören cami bu sebeple Alaaddin Camii adını almıştır. Alaaddin Camii özellikle 1178 tarihini taşıyan minberi, son cemaat yerinde bulunan antik sütun başlıkları ve kapı üzerinde yer alan 14. ve 15. y.y. tamir kitabeleriyle önem kazanan bir eserdir. Yapılan araştırmalara göre 13. ve 14. yüzyıllarda yenilenerek tarihi kimliğini kaybetmiştir.


• Azimi (İsmail Paşazade Hacı Esad) Türbesi
Cenab-ı Ahmet Paşa Türbesinin güneyinde yer alan bu kare planlı ve ahşap tavanlı türbenin büyük bir özelliği bulunmamaktadır. Tamamı tuğladan yapılmış olan eserin iki köşesi 2 m yüksekliğinde kesilmiş ve duvarlar ağaç hatıllarla desteklenmiştir. Pahlanmış olan köşelerde bir taş ve dört sıra tuğla kullanılmıştır. Türbeyi örten ahşap tavan ve kiremitli çatı çok sadedir. Kıble yönünde yarım silindirik mihrabın iki yanında iki
adet, Batı yönünde ise bir adet dikdörtgen pencere bulunur. Doğu kenarı ortasında bulunan ağaç kapının üzeri tuğladan sivri kemer alınlık şeklinde düzenlenmiştir. Türbede bir mezar bulunmakta ve mezar taşındaki kitabede 1171 tarihi okunmaktadır. Tavan pervazları 19. y.y. nakışları ile süslüdür.

• Cenabı Ahmet Paşa Camii
Mimar Sinan’ın Ankara’da tek eseri olan Cenabı Ahmet Paşa Ulucanlar semtinde yer alır. Tezkiret-ül Ebniye (Yapılar Tezkeresi, Mimar Sinan’ın Otobiyografyası Yazarı Şair Nakkaş Sai Mustafa Çelebi) ve Tuhfetü’l Mimarin adlı eserlerde bu caminin Mimar Sinan tarafından inşa edildiği belirtilmektedir. 1565 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri ve Anadolu Beylerbeyi Cenabi Ahmet Paşa’nın ölümünden sonra yaptırılan cami, 1883, 1887 ve 1940 yıllarında onarım görmüştür. Ankara taşı ile yapılmış olan cami, kare (13,9x13,9) bir mekan üzerinde merkezi ve tek bir kubbesi ile klasik Osmanlı tarzını yansıtmaktadır. Son cemaat yer dört mermer sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülüdür. Ortadaki kubbe biraz daha büyükçe, ikisi ise kısmen küçüktür. Beyaz mermerden yapılan mihrabı, mimberi ve giriş kapısı oldukça sadedir. Caminin sivri kemerli 32 penceresi, kubbenin oturduğu kasnak etrafında da 16 penceresi bulunur. Cami, avlusunda yer alan Cenabi (Hayali) Ahmet Paşa türbesi, Azimi türbesi ve bunların arkasında yer alan Osmanlı Mezarlığı ile bir külliye teşkil eder.

• Çiçekoğlu Camii
Alpaslan Mahallesi, Göztepe Sokağı’nda yer alır. Kerpiç duvarlı, ahşap hatıllı, taş kaideli, kiremit çatılı bir yapıdır. Tavan sistemi, pencere üstü yazıları, mihrabı ile tipik 17. y.y. sonu ve 18. y.y. başı Ankara camilerinin en güzel örneğidir.

• Direkli Camii
Ulucanlar Caddesi’nde Develi, Direkli ve Ceylan sokakları arasında yer alır. Çok sade görünümlü, taş kaideli, kerpiç duvarlı ve sivri kiremit çatılı bir yapıdır. Camiinin kitabesi yoktur. Mihrap stiline göre ilk yapılışı 15. y.y., yenilenmesi 18. y.y. olan camii mihrabı haricinde bir önem taşımamaktadır.

• Eskicioğlu Camii
İstiklal Mahallesi, Eskicioğlu Sokağında yer alır. Taş kaideli, kerpiç duvarlı, ahşap hatıllı ve kiremit çatılı bir yapıdır. 1906–1907 yılları arasında tamir edilen camii, 17. y.y. sonu ile 18. y.y. Ankara camileri tipindedir.

• Hacettepe Camii
Hacettepe Sümer Mahallesi, Sarıkadın Sokağında bulunur. Kerpiç duvarlı, ahşap hatıllı, kaş kaideli ve kiremit çatılı sade bir yapıdır. Kuzeydoğuda ahşap bir minaresi vardır. Kadınlar mahfili ve tavanı son yüzyıllarda yenilenmiş olup, günümüzde üzeri yağlı boyadır. Yenilenmiş olan bu camii 14. ve 15. y.y. tipindeki mihrabı ile önem kazanmaktadır.

• Hacı Arap Camii
Samanpazarı semti Asker Sokağında bulunur. Taş kaideli, ahşap hatıllı, kerpiç duvarlı ve çok sade bir yapıdır. Mihrap stiline göre 14. veya 15. yüzyıldan kalma bir eser olduğu tahmin edilmektedir. Planı enine dikdörtgen olup, doğuya doğru büyütülmüştür ve minaresi yoktur. Mihraplar haricinde yenilenmiş, eski karakterini kaybetmiş bir camiidir.

• Hacı Bayram Veli Camii
Bayram sokakta Augustus meydanında yer alır. Taş kaideli, tuğla duvarlı kiremit çatılı bir camiidir. Planı uzunlamasına dikdörtgen olan cami, doğusunda Augustos Tapınağı duvarına, güneyde Hacıbayram Türbesine dayanmıştır. Kuzeyde ve batıda haremin yarıdan fazlasını kaplayan son cemaat yeri sonradan ilave edilmiştir. Kare taş kaideli, silindirik tuğla gövdeli ve iki şerefeli minare türbenin güneydoğu duvarında yükselir. Dışta alt pencereler sivri kemerli taş nişlerle kuşatılmıştır. Alçı şebekeli üst pencereler sivri tuğla kemerlidir. Son cemaat yerinde, ayrıca; dikdörtgen ara pencereler sıralanır. Son cemaat yerinin güneye bakan çıkıntı duvarında yeşil sırlı tuğlaya benzer yağlıboya ile sülüs yazı ile “Kelime-i Tevhid“ yazılıdır. Harem tek sahınlıdır ve kasetleme işçiliği ile yapılmıştır. Ahşap tavanlıdır. Kuzeyde ahşap kadınlar mahfi li yer alır. Tavan, kenarlarda çeşitli çiçek desenleriyle süslü bir pervaz ile çevrilidir. Haremde duvarlar pencere üstlerine kadar, yenilenmiş olan çinilerle kaplıdır. Müezzin mahfi linin altında eskiçiniler mevcuttur. Bunlar 18. y.y. ait Kütahya çinileridir. Kalıplama tekniği ile yapılmış olan mukarnas nişli mihrap sonradan boyanmıştır. En dışta mukarnas frizi ile kuşatılmıştır. Tepesi mazgal gibi palmet yaprakları ile taşlanmıştır. İkinci bordürde neshi yazı ile “Kelime-i Tevhid“ tekrarlanır. Üçüncü bordür, yıldızlar meydana getiren çokgenlerle doldurulmuştur. Dördüncü bordür yine “Kelime-i Tevhid” in tekrarlandığı neshi yazı ile süslenmiştir. Taklit kündekari tekniği ile yapılmış ahşap üzerine boyalı minber kaliteli bir işçilik sergiler. Camide ahşap üzerine boyalı bütün nakışlar Nakkaş Mustafa tarafından yapılmıştır. Camii Haci Bayram-ı Veli’nin torunlarından Mehmet Baba tarafından 1714 tarihinde tamir ettirilmiştir. İlk yapılışı 1427–1428 tarihlerinde olan camii, tavan, mihrap-minber işçiliği süslemesi, müezzin mahfi i altındaki çinileri ve tavan yapımı ile tamamen 17. y.y. sonu, 18. y.y. başı Ankara camilerinin karakterini kazanmıştır. Tamir kitabesi de bunu gösterir. Hacı Bayram Camii Ankara’nın en önemli camilerindendir.

• Hacı Bayram Veli Türbesi

• İbadullah Camii
• İsmail Fazıl Paşa Türbesi
• Karacabey Camii
• Karacabey Türbesi
• Kar Yağdı Türbesi
• Kesikbaş Türbesi
• Kocatepe Camii
• Kurşunlu Camii
• Tabakhane Camii
• Tacettin Camii
• Yörük Dede (Doğanbey) Türbesi
• Zincirli Camii

 Kamp ve Karavan Turizmi

• Esenboğa Airport Hotel Karavan Alanı
• Yayla Mokamp
• Hoşebe Kamp Karavan Alanı

 Kış Turizmi

Ankara’ya 26 km uzaklıktaki Elmadağ’ın kuzey yamaçlarında yer alan Elmadağ Kayak Merkezinde 1500–1850 m yükseltiler arasında kar kalınlığı 30–60 cm arasında değişir. Karasal iklimin
sürdüğü Elmadağ’da kayak mevsimi Ocak- Mart aylarıdır. Ağaçsız ve alpin çayırlarla kaplı pistler, kolay ve orta zorluk derecelerindedir.

 Kuş Gözlemciliği

Bala ve Haymana ilçesi sınırları içinde Ankara’nın 70 km güneyindeki küçük kapalı bir havza içinde yer alan 1.500 hektarlık Çöl Gölü (Çalıkdüzü) küçük derelerle beslenen tuzlu ve sığ bir göldür. Büyük Çılıbıt, Sakarca, Angut ve Çamuran dahil çok sayıda su kuşu gölde kışlar. Flamingo, Dikkuyruk ve Uzunbacak genel olarak üreme sonrası dönemde gölde görünürler. Bölgede üreyen diğer kuşlar arasında Yeşilbaş, Kılıçgaga, Akçacılıbık ve Kızkuşu vardır. Ankara’nın 20 km güneyinde yer alan Gölbaşı ilçesinde, Mogan Gölü çevresi, alacabalıkçıl, Macar ördeği, pasbaş pakta ve dikkuyruk kuşlarının nüfus artışını sağlaması yönüyle önemli bir kuş alanı konumu kazanmıştır. Sonbahar sonunda ve ilkbahar öncesinde Macar ördeği, küçük batağan, bahri, kızılboyunlu batağan, karaboyunlu batağan, küçük balaban, boz ördek, yeşilbaş, saz delicesi, sakarmeke ve uzunbacak gibi çok sayıda su kuşu gözlenir. Çamlıdere ve Kızılcahamam ilçelerini kapsayan ormanlık ve dağlık bir bölgede yer alan Soğuksu Milli Parkı, karaleylek, sakallı akbaba, küçük akbaba, kızıl akbaba, kara akbaba ve küçük kartalın çoğalan nüfusları ile önemli kuş alanı konumu kazanmıştır. Güdül ve Dörtdivan ilçelerinde, Kavaklı dağı eteklerinde, Sakarya nehrinin kollarından olan Kirmir Çayına akan Savari Deresinin oluşturduğu 10 km uzunluğundaki bir vadi kara akbaba üreme sahasıdır. Beypazarı ilçesinin kuzeyinde yüksekliği 100 m’ye ulaşan İnözü Vadisinde, kayalıklarda yuva yapan karaleylek, bıyıklı doğan, küçük akbaba ve kuzgun gözlenir. Beypazarı-Nallıhan ilçelerinde, Nallıhan Kuş Cenneti, Sarıyar barajı gölüne akan akarsuların ağızlarındaki sulak alanları ve gölün kuzeyindeki kayalıkları içine alır. Bu bölgede kuluçkaya yatan önemli türler arasında gece balıkçılı, karaleylek, küçük akbaba, bıyıklı doğan sayılabilir. Göç sırasında ise çok sayıda leylek ve angut için konaklama noktasıdır. Küçük akçabalıkçıl, gri balıkçıl, gece balıkçılı ayni toplulukla kuluçkaya yatar. Bölgede karaçaylak ve gökdoğan ürer. Bölgede ara sıra gözlenen akkuyruklu kartal büyük olasılıkla yakın bir çevrede üremektedir. Bala ilçesindeki Beynam Ormanı kuluçkaya yatan iki çift şah kartal ile önemli kuş alanı konumu kazanmıştır.

 Termal Turizm

Kızılcahamam ilçesinde bulunan Kızılcahamam kaplıcasında suların ısısı büyük kaynakta 47 C°, küçük kaynakta ise 44 C°, maden suyu kaynağında 19,5 C°, acısu kaynağında ise 37 C° dir. Su, fiziki ve kimyasal bileşim olarak hipertermal hipotonik sular sınıfında yer alır. Kaplıca alanında bulunan konaklama tesislerinden içme ve banyo kürleri şeklinde yararlanılır. İçme kürleri, karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, metabolizma hastalıkları üzerinde, banyo kürleri ise kalp, dolaşım bozuklukları ve romatizma üzerinde etkilidir. Kızılcahamam Çerkes yolu üzerinde Güvem Bucağı’nın 2 km batısında yer alan Sey Hamamı’nın kaynağında su ısısı 43 C° dir. Su bikarbonatlı sodyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli ve flüorürlü bir yapıya sahiptir. Termal tesislerden içme ve banyo kürleri olarak yararlanılır. Termal suların romatizma, eklem ve kireçlenme, mide ve bağırsak, kan dolaşımı, sinirsel hastalıklar, karaciğer ve safra kesesi, beslenme bozuklukları gibi hastalıklara olumlu etki yaptığı bilinmektedir. Ayaş ilçesinde yer alan Ayaş kaplıca ve içmece sularının sıcaklık derecesi 51 C° dir. Isısı 31 C° olan Ayaş Karakaya kaplıca suları bikarbonat, sodyum, kalsiyum ve karbondioksit içerir. İçme ve banyo kürleri, romatizma, nevralji, kadın hastalıkları, safra kesesi taşları, kabızlık, iltihaplı rahatsızlıklar ve böbrek kumlarına iyi gelmektedir. Beypazarı ilçesindeki Dutlu-Tahtalı kaplıca ve içmelerinin sıcaklığı 31C° ile 52 C° derece arasında değişir. Kaplıca suyu, klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum ve karbondioksit içerir. Cilt hastalıkları, karaciğer, safra kesesi, pankreas ve damar sertliği rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Çubuk ilçesindeki Melikşah kaplıca suyunun ısısı 31 C° dir. Kaynak suları kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içermektedir. Mide, karaciğer, pankreas, damar sertliği, akciğer hastalıklarına iyi gelir.


 Yaban Hayatı

Ankara’nın kuzeyinde yaygınlaşan bitki dokusu ile akarsu ve baraj göllerinin oluşturduğu su kaynakları, yaban hayvan varlığının doğal yaşam ortamını oluşturur. Sazan, alabalık,
tatlı su midyeleri, yengeç, kablumbağa gibi suda yaşayan canlılar ile karabatak, yaban ördeği, yaban kazı ve su tavuğu gibi kanatlı hayvanlar yörenin ekolojik ortamına uyum sağlamış canlılardır. Nallıhan, Beypazarı, Kızılcahamam, Çamlıdere, Çubuk ve Güdül ilçeleri içinde kalan ormanlık kesimler ayı, yaban domuzu ve geyik gibi hayvanların yaşamlarını sürdürmesine imkân sağlar. Nallıhan ve Beypazarı çevrelerinde yakın zamana kadar yaban koyunu görülmüşse de bugün nesli tükenmiştir. Kurt, tilki, porsuk, tavşan, kokarca, gelincik, sincap gibi kara hayvanları ile keklik, çil, toy, turna, çulluk, güvercin, üveyik, bıldırcın gibi kuşlara Ankara’nın her yerinde rastlamakmümkündür. Ayrıca; bozkır alanlarında atmaca, şahin ve kartal gibi yırtıcı kuşlar görülmektedir

 Yamaç Paraşütü

Ankara’da bulunan üniversitelerin, havacılık kulüplerinin yamaç paraşütü eğitimi verdikleri Gölbaşı eğitim tesisinde birçok etkinlik ve olanaklardan yararlanmak mümkündür. Geniş bir
ovaya bakan eğitim tepesi, uygun yükseltisi ve rüzgârı her yönden karşılaması nedeniyle yamaç paraşütü eğitimleri için son derece elverişlidir.

 Yayla Turizmi

Beypazarı ilçesinin 55 km uzağında ve Karaşar beldesine 20 km uzaklıkta yer alan Belenova, Kuyucak, Sarıalan ve Çukurören yaylarını kapsayan Karaşar-Eğrioba Yaylaları doğa yürüyüşleri, çadırlı kampçılık ve günübirlik dinlenme etkinlikleri için en uygun alanlar arasında yer alırlar. Alabalık ve çay balığı türlerini barındıran göletlerin bulunduğu bu alanlar sportif balıkçılık için uygun imkânlar sunmaktadır. Çamlıdere ilçesinin 40 km doğusunda Yılanlı, Osmansin, Peçenek, Çukurören yaylalarını kapsayan Çamlıdere-Benli yaylaları, Güdül ilçesinin 23 km kuzeyinde yer alan Sorgun Yaylası, Nallıhan ilçesine 30 km uzaklıkta yer alan Nallıhan Andız Yaylası, Kızılcahamam ilçesinin 40 km doğusunda yer alan Ulucak Yaylası, 45 km uzaklıkta Başköy ve 35 km uzaklıkta Salın (Maden) yaylaları yer alır. Etrafı karaçam ormanlarıyla kaplı bu yaylalar doğa yürüyüşleri ve çadırlı kamp yapma etkinlikleri için elverişlidir.